Duruma el atmanın zamanı gelmişti...
Bandırmada bulunmayan bu seti temin edebilecek tek yer İhlas ürünlerinin de satıldığı bir Türkiye Gazetesi irtibat bürosuydu. O dönemde Türkiye gazetesi bir nesli manyetizmadan tiksindiren akupunktur bileziği, titreşimli masaj yastığı, elektrikli akupunktur aleti gibi hiper-teknolojik ürünlerin biricik kaynağıydı. Abone işlemleri, kuponla dağıtılan ürünlerin dağıtımı gibi hizmetlerin yanı sıra başka ürünleri de getirtme gibi bir misyona sahipti. Evden oldukça uzak bir yerde, çarşıdaydı büro ve ben sadece çocuklarda görebileceğiniz bir manyak inadı ile 1 ay boyunca her gün büronun kapısından kafamı uzatıp sordum:
"Elektronik set geldi mi?"
ve her gün aynı cevabı aldım.
"Daha gelmedi."
Zalım adam hiçbir zaman daha fazla bilgi vermedi, "10 gün sonra gelecek, her gün gelip sormana gerek yok" demedi. Ben de her gün "bugün gelmiştir belki" heyecanımı bozup "Ne zaman gelecek bu set?! Ne plansız programsız iş yapıyorsunuz, zaten patronunuz Enver Ören'e de kılım" diyemedim. Zira Türkiye Çocuk dergisindeki akıllı uslu çocuklar büyükleriyle böyle konuşmuyordu ve ben Enver Ören'le zerre ilgili değildim.
İşin enteresan tarafı, sonunda seti o dükkandan mı aldım, yoksa babam mı bulup getirdi hatırlayamıyorum. Sadece çok sevindiğimi ve ellerim su toplayana kadar o küçük sarı plastikleri deliklere ittirdiğimi hatırlıyorum. Devre elemanları, kablolar ve bir kitapçık çıkıyordu setten. Kitapçıkta setle yapılabilecek devreler vardı, hırsız alarmı mı istersin, yağmur dedektörü mü, elektronik piyanolar mı dersin, ses üreteçleri mi. Ağzımın suyu akıyordu devreleri yaparken, kendimi unutuyordum. Radyo alıcı - vericisi yaparken polisle başım belaya girecek diye korkuyordum çünkü elektroniğin kutsal kitabında ilgili devrelerin altında "Türkiyede radyo-telsiz yayını yapmak özel izine tabidir, izin yoksa yasaktır ona göre" gibi bir uyarı vardı. Bu durumda ilk illegal işim radyo vericisi yapıp evin içinde yayın yapmaktı. Yayın menzili düşüktü ancak yan odadaki radyoya ulaşabiliyordum. Ama alıcı yapıp insanların telsiz konuşmalarını dinleyebiliyordum. Karısına akşam kurabiye yapmasını söyleyen balıkçıyı dinlediğimde kendimi oda kapısına kulağını dayamış biri gibi hissedip utanmıştım. Ilk etik problemimi de o zaman yaşadım adamın açık kanalda yayın yapıyor olması suçluluk duygumu hafifletiyordu. Verdim kömür reostaya tornavidayı, döndürdüm de döndürdüm. Pilot konuşmalarını dinlemek mümkün olmadı ama balıkçıları baya tanır oldum.
Şimdi çevreme baktığım zaman şunu görüyorum: aynı işi yaptığım, muhabbetinden hoşlandığım adamların çoğunda varmış elektronik set. Bazıları çok şanslıymış ES-2000 modeli kapaklı olanından almış babaları. Olsun, ben o basic setle dünyamı genişlettim.
Sağolasın be TEES.
Asıl teşekkür babama gidiyor. Allah razı olsun. Pahalı da bir aletti. Çocukluğumun en güzel saatlerini bir kutuya sığdırıp hediye ettin bana, bir başka hayat değiştiren hediyen de İstanbuldan getirdiğin 3 Baskan kurgu-bilim kitabıydı. Şimdi bu yazıyı bilgisayar başında yazıyorsam ve içimden bir şeyler yazmak geliyorsa senin sayendedir.
Hepsiburadada buldum ES-2000'i. Ortalıktan kaybolmadan alsam mı acaba? Yarın öbürgün benim çocuğum da uğraşır belki?
TEES Web Sitesi
HepsiBurada : Elektronik Set

6 yorum
Yorum Yaz





Elektronik ilgimi hep babamın ara ara açıp uğraşmak için bozduğu teyple giderdim. Az parça arttırmadım, az dağıttığım çarkları biraraya getirmek için ter dökmedim :)