11


Lazarus: God put you in my path and I aim to cure you of your wicked ways. 

Normalde toplumda erkeklere yakıştırılmayacak kadar hassas bir tarafımız mı var sertlikle ve ağırlıkla kapatmaya çalıştığımız. Babalık içgüdüsü müdür, yoksa esas kızı kötü durumdan kurtarmaya çalışan şovalyeyi güdüleyen şey mi? Lazarus yol kenarında bulduğu kızı evine götürüp kendine has metodlarıyla ehlileştirirken içten içe sevinmemizin sebebi kendimizi bir ruh şifacısının yerine koymamız mıdır? Yoksa çokbilmişliğimizin, eve dönebilecek kadar ayık olmamızın rahatlığı mıdır?

Düşmüş'e uzatılan el tokat şeklinde tezahür ettiğinde bile bunun içindeki şefkat'î görebilmemizin sebebi kendimizi doğru yola sevkedici üstün güç yerine koymanın hazzından mıdır? Düşmüş'e karşı ibret ve acıma kimlerde ve ne şekilde hoşgörü ve sevgiye dönüşür? Kaybetmiş olmak gerekir mi kaybedenlerin halinden anlamak için, Lazarus'un uyanışı karısının onu geçmiş yaşından dolayı terketmesine mi denk gelir, yoksa zaten uyanmış mıydı, evde karısı varken de aynı şeyi yapar mıydı?

Kara yılan nedir ve neresinden ısırır insanı?

imdb: Black Snake Moan


17:21      4 yorum      Yorum Yaz
25


Crash, çok şükür milletçe çok yabancı(!) olduğumuz ırkçılık kavramına amerikan tarzı bir yaklaşım.

Film, çok sevdiğim, birbiri ile tesadüfle bağlı karakterleri rekürsif bir kurgu ile veren tarzda hazırlanmış. Karakterler iyi kotarılmış, senaryo da gayet güzel.

Herşey bir yana film göçmen ve azınlık konularına göre konumlanışı itibari ile mutluluk verici. Monster's ball kadar teğet geçmiyor, çapı gören çevre açıdan bakıyor.

Filmi oldukça geç izledim. Etkilenmedim dersem yalan olur. ışin güzel tarafı bu film bu ayın Film dergisinin hediyesi, dergi ile birlikte toplamda 7.5 Tl. Dolayısıyla ucuz dvd raflarından da edinilebilir.
02:20      Yorum Yaz
22


Apocalypto, Mel Gibson'un orjinal dilli zulüm serisinin son üyesi. Filmde kendi halinde zevzeklikler yaparak geçinen maya genci Jaguar Paw'ın yaşamından bir kesit izliyoruz. Gibson'un kör göze parmak dehşetengiz çekimleri ile rahatsız oluyor, filmin tümüne hakim deus ex machina ile öeh diyoruz.

Filmde cennetten inip ana karakteri kurtaran tanrı imajı o kadar ön planda ki, film tırmanışının başında izleyiciyi kendinden soğutuyor. Yazılı mecrada çok göze batmayan bu konseptin görsel medyaya aktarımında yumuşatılmasının gerektiğini düşünüyorum ki bunun güzel bir örneğini Troy'da görmüştük. Zira destanda Paris savaştan Tanrı tarafından gönderilen bir mucize ile kurtulur. Filmde ise Paris'i Menelaus'un elinden Hector'un aldığını görürüz. Bu örnekte ise Mel Gibson, senaryosunun yazımına da dahil olduğu bu filmde tanrının elini sık sık gösteriyor.

Paw tam kurban edilecekken güneşin tutulması, mağaradaki aileye gökten düşen maymun, kumsalda sıkışan Paw'a hızır gibi yetişen ispanyol dumuru gibi abukluklar güzel olabilecek bir filmi vasat seviyesine indirgiyor, bizi üzüyor.

Sevgili mel, aptal değiliz, jaguarın adamı yediğini yüzünün kedi tarafından parçalandığını görmeden de anlarız biz, ayıp değil mi bu kadar kolay film.
12:13      6 yorum      Yorum Yaz