Kitapçılar arasında gezinirken gözüme Kemal Tahir'in Devlet Ana romanı ilişti. Tekrar tekrar okuduğum bir kitaptır. Annemin kütüphanesinden kalma iki ciltlik bir versiyonu vardı ama ikinci cildi zayi olmuştu. Neticede kitaplıkta bulunması gereken bir eser olduğu ve de tekrar okuma isteği doğurduğu için hazır denk gelmişken alayım dedim.
Dilinin sadeliği ilk okuduğumda etkilemişti beni. Uzatmadan, dolaşmadan amacına ulaşabilen oldukça güzel bir roman. Osmanlı'nın kuruluşuna tanıklık eder gibi, sanki Söğüt meydanındaymış gibi hikayeyi yaşıyor insan. Karakterler tarihten tanışık olduğumuz insanlar. Osman bey, Orhan bey, Gündüz Alp, Şeyh Edebali, siyasiler ve daha neler neler.
Yalnız dikkatimi çeken bir husus var bu kitaba dair: Tabi ki olayların detayları hayalgücünün eseridir ama Kemal Tahir evreninde Osmanlı İmparatorluğu var olabilmişse bunu ne Osman bey'in politik ve askeri yeteneğine, ne Şeyh Edebali'nin Ahi örgütlenmesine ne de Selçuklunun çapraşık durumuna borçludur.
K.T evreninde Osmanlı İmparatorluğu varsa Adem Ejderhası Pir Elvan sayesindedir.
Nerde tuzak, nerde uçan mızrak, çekilen hançer. Hepsinden Pir Elvan sayesinde kurtuldular yahu.
Bence kitabın sonunda bu adama güzel bir tımar falan verilmesi lazım idi.
Kemal Tahir gibi bir yazara da "şöyle yazaydın daha iyiydi" diyecek küstahlığı gösterdikten sonra saygılar sunarak çekiliyorum.
Unutmadan;
Bu kitap bende biraz yürek sıkışması da yaptı. Sebebi kitabın hediye olması. İlk sayfada şunlar yazıyor:
Sevgili Kızım
Bu kitabı okuduktan sonra 28.06.97 günü SÖĞÜT'e uğramak için sabırsızlanacağına eminin.
Gözlerinden öperim.
Bu jeste karşılık bu kitabı sahafa düşüren kıza bozuldum biraz açıkçası.
Sayın abicim.
Kızınıza gönderdiğiniz davetiyeyi sahafta buldum, ya kaybetti, ya da sattı bilemiyorum. Bazı yaprakları giyotin tam kesmediği için uçlarından bitişik kalmış. Kızınıza gönderdiğiniz kitabı ilk ben okuyorum.
Bilgilerinize sunarım.
16:43
Yorum Yaz
Yorum Yaz




