Apocalypto, Mel Gibson’un orjinal dilli zulüm serisinin son üyesi.
Filmde kendi halinde zevzeklikler yaparak geçinen maya genci Jaguar Paw’ın yaşamından
bir kesit izliyoruz. Gibson’un kör göze parmak dehşetengiz çekimleri ile rahatsız
oluyor, filmin tümüne hakim deus ex machina ile öeh diyoruz.




Filmde cennetten inip ana karakteri kurtaran tanrı imajı o kadar ön planda ki, film
tırmanışının başında izleyiciyi kendinden soğutuyor. Yazılı mecrada çok göze batmayan
bu konseptin görsel medyaya aktarımında yumuşatılmasının gerektiğini düşünüyorum
ki bunun güzel bir örneğini Troy’da görmüştük. Zira destanda Paris savaştan Tanrı
tarafından gönderilen bir mucize ile kurtulur. Filmde ise Paris’i Menelaus’un elinden
Hector’un aldığını görürüz. Bu örnekte ise Mel Gibson, senaryosunun yazımına da
dahil olduğu bu filmde tanrının elini sık sık gösteriyor.




Paw tam kurban edilecekken güneşin tutulması, mağaradaki aileye gökten düşen maymun,
kumsalda sıkışan Paw’a hızır gibi yetişen ispanyol dumuru gibi abukluklar güzel
olabilecek bir filmi vasat seviyesine indirgiyor, bizi üzüyor.




Sevgili mel, aptal değiliz, jaguarın adamı yediğini yüzünün kedi tarafından parçalandığını
görmeden de anlarız biz, ayıp değil mi bu kadar kolay film.