14


devam edelim...
nerde kalmıştık?

Önlük, evet.

Berber koltuğunda oturuyoruz ki bu koltuk şekil, şemal ve fonksiyonalite olarak bir çok eziyet aracının fikir babasıdır. Örneğin dişçi koltuğu. Dişçiler (pardon diş hekimleri) hastaları üzerinde tahakküm kurmak için berber koltuğunun o sakinleştirici ve ezici enerjisini kullanırlar. Gömülür kalır insan. Yine de dişçi koltuğu berber koltuğu kadar etkili değildir, bazen bağırıp ses çıkartabilirsiniz, dişçiye itiraz edebilirsiniz. Halbuki berberde öyle mi?

Berber koltuğunun etkisinin temelleri çocuklukta atılır. Boyu kısa çocuğun tıraşa hazır hale gelmesi için el altında bulundurulan kolçak tahtası körpecik zihinlere başarısızlığın, yetersizliğin alfabesini kazır. Bu etki boy uzayıp normal oturuşa geçildiğinde bile müşteriyi etkilemeye devam eder.

Koltuğa geçişte, makina değdikçe ensesi gıdıklanan tıfıl günlerine dönmüş berber müşterisinin son iktidar nüvesi, hayatı üzerindeki son tasarrufu da önlük ile bertaraf edilir.

30 yaşında bir insan neden önlük takar? Başka yerde var mı bir benzeri?

Önlüğün bağlanması da tıraş ritüelinde önemli bir safhadır. Müşterinin boğazı, beynine kan gitmesine sadece onu öldürmeyecek derecede izin verecek şekilde sıkılır.

Koltukta önlükle oturan, boğazı sıkılmış müşteri artık tava gelmiştir. Bedenen kıskıvrak bağlanıp etkisiz hale getirilmiş müşteri üzerinde psikolojik hakimiyeti perçinleyecek sorgu sekansı başlayabilir.

Sorgu genellikle standart soruyla başlar.

"Nasıl yapıyoruz abi?"

Çok afedersiniz burada biraz kendimi kaybedeceğim. Neyi nasıl yapıyoruz be. Ne bileyim nasıl yapıyorsun? Nasıl yapıldığını bilsem sana gelir miyim, bu eziyeti çeker miyim? Vitaminsiz.!!!!

Biliyorum, önünü arkasını yanını ne şekil keseceğiz demek istiyor. Yalnız bende cevap verecek hal var mı? Önlük sıkıyor, beyne oksijen gitmiyor. Zaten tecrübeler gösteriyor ki berbere tarif ettiğiniz saç modeliyle tıraş sonrasında kafanızın alacağı şekil arasında herhangi bir neden-sonuç ilişkisi yok.

O gene bildiğini yapacak. Çaresiz hık mık "Sen bildiğin gibi yap hocam, geçen seferki güzeldi öyle olsun" deyip atlatıyoruz.

Tıraşın ilk dakikaları çok zor değil, ilk anda acıyı maksimize edip daha sonra monotonlaşmasına izin vermiyorlar. Enseler, yanlar falan derken saçın makasla kesimi için ıslatılmasına gelince benim tansiyon düşüyor. O saatten sonra berber kafayı kabak mı yapmış, yandan sürekli yaslanmış mı farkedilmiyor.

Saç kesildikten sonra bir anlık bir rahatlama var, zira saçını yıkıyorlar.
İlk anda o daraltıdan kurtulmak, burna göze giren saç kırıklarının uzaklaşması insanı rahatlatsa da elin adamının kafanı lavaboya eğip saçını yıkaması, burnuna su vermesi falan çok garip. Beni en çok etkileyen kısım burası. Yabancı birinin, suyu insanın burnuna burnuna verip bir yandan da kafasını ittirmesi kişiyi yaralıyor, örseliyor, incitiyor.

Şimdiki berberim yapmıyor, eskisi saçımı yıkarken bir de şampuan tercihimi sorardı.

Bana soru sormayın kardeşim, ensesine bastırılan bir adamın sağlıklı tercih yapması mümkün mü? Sakalları 3 kere kesilmeden yüzlerinin karartısı gitmeyen onca adamın arasında Dove gibi kadınsı bir şampuan kullandığımı itiraf etmek zorunda mıyım? Maskülen bir şampuan ismi düşünürken hangi devreler yanıyor biliyor musun? HIRT.

Şimdi gittiğim berber iyi. Soru sormuyor, sorarsa da "her zamankinden" diyorum, o gene bildiğini okuyor. Şampuanı da bildiğimiz muz kokulu berber şampuanı. Damacanayla alınandan. Mis.

Ola ki sakal tıraşı da olacaksam akabinde kulakları iyice tıkıyorum dönen mevzuulara. Zira traşına yorum yaparsan, elini boynuna götürür ağzını burarsan zannediyorsun ki berbere üstün gelirim. Hahahaha.

"Sen mi kesiyorsun sakalını"
"Ben kesiyorum evet" (Yok hanım sirle komple alıyo sakalı evde. Töbe töbe)
"Yanlış kesmişsin"
"Hadi ya" (Lan nasıl yanlış, zamanında ters alma dedi bir türdeşin, öyle kesiyoruz işte)
"Çürütmüşsün boynunu"
"Nasıl kesmem lazım?" (Önlükle sıkıyodun ya demin ondan olmasın)
"Ehöehehe o da bize kalsın"
"Peki madem" (HIRT)

Yanakta tüyler var ya. Onların sana ne zararı var be abim. İnsaflısı ispirtoyla büyü yapar gibi yakar. İmansızına denk geldiysen iple bişeyler yapar adamın çanına ot tıkar. Sir diye bişeyle almışlardı bir sefer, iki gün elma yanak gezdim. Gereksiz.

Neyse, neticede kremi, pudrası, berber parfümü falan derken bitiyor işlem. Masaj falan yapanı var, oralara girmek istemiyorum.

Baştan sona eziyet. Hiç bitmeyen kabus.

Ondan sonra neden papaz gibi geziyorsun derler.

Ha bir de bu kadar eziyetin üstüne para veriyoruz.

Görsel buradan

16:41      2 yorum      Yorum Yaz
Temmuz
16
 arzu nehri özcan


nice delikanlılar pişti bu berber ocaklarında.
ah ah nostalji gibi geldi anlattıkların.
az çok berber ortamını bilirim küçükken birkaç
defa saçlarımı kestirmişliğim vardır. babam abimle beni götürürdü. ailecek kırpılırdık :)
16:33
Temmuz
16
 Hakkı Kötek


Keşke nostalji olsa, her seferinde yaşadığımız eziyet... :)

O kırpılmayı ben de yaşadım, eniştem sağolsun makinayla 3 numara kesmişti semih abimle benim saçları.
16:54