08


Dün akşam Toprak bey'in ksilofonuyla oynuyorduk. Çocuklar için eğlenceli ve ilgi çekici bir enstruman. Aletin sesi bana çocukluğumdan hayal meyal hatırladığım bir kaç imge çağrıştırdı:

Ksilofon çalan bir maymun ve saçları örgülü bir kız çocuğu...

Uzun çoraplı kız Pipi miydi, Susam sokağından bir skeç miydi derken sağolsun Yeşim dizinin adını hatırladı: Pepe'nin Balonu

Buyrunuz nostaljinin dehşetengiz dehlizlerine...

 


09:41      Yorum Yaz
07


İlk gördüğümde AVM ne yahu diye uzun bir süre (8 sn kadar) düşünmüştüm. Anlaşılacağı üzere Alışveriş Merkezi'ni kısaltmanın en doğru yöntemi bu gibi görünüyor.

Avm'ler vatandaşın bir çok ihtiyacını bir bina içerisinde gidermesini sağlıyor, ve hatta hiç akla gelmeyecek ihtiyaçlar üremesine neden oluyor. Kampanyadan ucuza ayakkabı almak için gittiğimiz yerden Lcd Tv alıp çıkabiliyoruz. Görünen o ki, hem alışveriş merkezinde dükkanı olan tüccar kazanıyor, hem tüketici. Olan küçük esnafa oluyor ama o başka bir yazının konusu.

Benim sıkıntım; alışveriş merkezlerinde beni çekecek çok fazla ürün / dükkan olmayışı. Genel olarak baktığımızda sözkonusu mekanlarda ağırlığın kadın giyim, aksesuvar ve benzeri ürünlere kaydığını görüyoruz. Avm'lerde 1 oyuncak mağazasına 8 giyim, 5 ayakkabı, 3 makyaj-bakım dükkanı düşüyor. Dolayısıyla hanımla AVM gezmek gün geçtikçe efemine bir davranış olmaya başlıyor.

Kadınlara yönelik ürünler satan yerler çok rahatsız edici. Anladığım kadarıyla işyeri sahipleri "ortamda gıcık bir şeyler olmazsa kadınlar hiç çıkmayacak buradan, birşeyler yapmamız lazım yoksa bütün rafları indirtecek bunlar" görüşüne sahipler. Bangır bangır müzik, sürekli yardımcı olmaya çalışan elemanlar gibi silahlarla alışveriş süresi minimize edilmeye çalışılıyor. Eşinin alışverişine sponsor olan erkek açısından güzel gibi görünse de hiçbir şey alınmayacağı malum bir piyasa araştırması ziyaretinde süreç sıkıntının doruk noktalarında gezintiye dönüşüyor.

100 tane kadının arasında kendimi sıkıntılı hissediyorum ben. Kadınlar bilmezler bu duyguyu. Sanki hepsi beğendikleri ürünleri bana aldırtacaklarmış gibi bunalıyorum.

Bir dükkan, bir tane daha, bir tane daha. Hanımda herhangi bir yorgunluk emaresi yok. Yorgunluk alışveriş sonunda yine benim hayatımı etkileyecek şekilde tezahür edecek. Yemeği alışveriş merkezinde food court(!)'da yemek durumunda kalacağız.

Buradan kadınlara sesleniyorum: birlikte kaliteli zaman geçirmek olarak nitelendirdiğiniz alışveriş merkezi gezmeleri bizi çok sıkıyor. Zaten kazığı yiyoruz bir de bu eziyete bizi maruz bırakmayın noolur. Siz o dükkandan bu dükkana akarken biz ayağımıza pranga takılmış esirler gibi peşinizden sürükleniyoruz.

Pek saygıdeğer avm yöneticileri, biz erkekleri de düşünün. Benden size bedavadan fikir:

Hani ebeveynler rahat alışveriş yapsınlar diye çocuk bakım şeyleriniz var ya.

Aynısından erkekler için de yapın.

İçerisinde pilarda olsun, atari olsun. Başka bahtsızlarla langırt oynayalım. Playstation 3 olsun birkaç tane.

Maliyeti nedir kardeşim?

Toplayın dükkan sahiplerinden parasını. Biz hanımları rahat bırakalım, gezmelerine rahat rahat gitsinler inşaallah. İkide bir karnım açıktı, çişim geldi diye bölmeyelim alışveriş keyiflerini. Siz de paraya para demeyin, ümüğümüze çökün rahat rahat.

Görsel buradan
16:09      1 yorum      Yorum Yaz