27

Yaş itibariyle tespih kullanmanın saçma olduğu dönemden sıyrıldığımda iş itibariyle tespih kullanmanın abes olduğu döneme geçmiştim. Arada üniversite macerası vardı, o sürede de " Şu yoz dünyada metal müziği ve o süper felsefesi olmasa neylerdim bebek, söyle Can, söyle Dost" ruh halinde olduğumdan tespihle ilişkim cumadan cumaya, merhaba merhaba idi.

Askerlik, hayatımdan birçok şey ile birlikte üstüme yapışmış sosyal etiketleri de söküp atınca, nüve değerlerin dışında yeniden şekillenebilecek bir kabuk ile kalakaldım. Sizi yadırgamayacak yüz tane adamın içinde , stresten titreyen eli meşgul etmenin kaçınılmaz yolu çarşıdan alınan bir liralık tespihti. Yıllarca sivri burun, yumurta topuk stereotipine endekslenmiş tespihi kullanmaya başlayınca insan biraz da tespih çeken insanlar kümesinden olmanın etkisiyle bazı haksızlıklar yapıldığını düşünmeye başlıyor.

İddia ediyorum: Tespih reddedilmesi gereken bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir güzelliktir. (Kızılderili moduna girmişken combo: )

Tüm ipler aşınıp, son tespih dağıldığında anlayacaksınız paranızın, hisse senetlerinizin yenilebilir olmadığını. (Evet yenilebilir tespihler de var, oraya da geleceğim)

Toplumda tespihe karşı ciddi reaksiyon olduğunu gördüm. Benim için ciddi bir problem arz etmiyor bu görüntü ama görünen o ki tespih çeken adam figürü bir çok insan için alarm zilleri çaldırıyor.

Kıro in da house !!!

Halbuki alakası yok. Olmamalı. Binlerce yıllık bir gelenek modernleşme gayreti adına tü kaka edilmiş, çoluğun çocuğun eline oyuncak diye verilmiş. Dışarıdan bakıldığında kültürel hiçbir done taşımayan adamlarla dolu caddeler. Al Barselona sokaklarına koy, sırıtmaz. Oysa düşünüyorum da ben sırıtan adam seviyorum. Hiç bilmediği, kültürünü görmediği, insanını tanımadığı memleketin sokağında biraz sakil duran insan seviyorum. Hindistan?a gittiğimde nasıl bir kilometreden yabancı olduğum belli oluyorsa, Avrupa sokaklarında da öyle görünmek istiyorum. Çünkü ben o insanlar gibi değilim. Burada herhangi bir iyi-kötü yargılaması yok. Farklı olmanın, renkli olmanın güzelliğini unutuyoruz ve herkesi aynılaştırıyoruz. Giyimiyle, konuşmasıyla, olaylara yaklaşımıyla torna tesviye görmüş, aynadamlar sürüsü... Sığ adamlar birbirine benzer, aynı tarzda konuşur. Bırak kendi dilini konuşmayı, İngilizceyi aksanlı konuşmak bile ayıp bir şeymiş gibi gösteriliyor.

İşte bu ahval ve şeraitte: tespihin imamesi farklılaşmanın ve bize dönüşün şanlı sancağının püskülüdür. (tok ve giderek yükselen sesle)

Ehöm. Normale döneyim. Bir ara Çin'den ithal stres topları vardı hatırlarsanız. İki tane topu avucumuzun içinde çeviriyoruz, onlar da çinnn zinnn diye sesler çıkartıyordu. Bu topların çalışma prensibi, çi akımını yoğunlaştırıp ying ve yang'a dengeleyip vücuda geri aktarmaktı. İşin içinde çi olunca, feng shui olunca Çinlinin dünya ile dalga geçmek için ürettiği sesli koç yumurtalarıyla keyifli keyifli oynuyor bu millet. Stresini alıyormuş. O stresi sana ne verdi bir düşün bakalım. At elinden o zımbırtıları, bak burada Erzurum işi oltu tespih var. İki şıkırdat. Neler değişecek. İlla 3 bin tane saçmalık mı üretmek lazım bir şeyi benimsetmek için. Onu da yaparız gerekirse, nedir yani:

(ince sesle) Tespihin feng shui deki yeri çok büyüktür. Parmak uçlarımızda toplanan ve kirlian fotoğraflarında gözlemlediğimiz enerji tespihin pozitif yüklü taşları vasıtasıyla toplanır, imame tarafından topraklanır. Tespih çekerken kutsal, değişmez ve kadim OMMM sesini çıkartırsak sevabı daha fazla olur.

Hadi buyurun.

Not: yenilebilir tespihi unutmadım, kurutulmuş sebzeleri ipe dizerler, tespih gibi. Hatta küçük elmalardan yapılanı vardı, onlar tam olarak yenilebilir tespih idiler. Oh good Ol'days...

bir de şöyle bir şey varmış
12:52      Yorum Yaz
25

Geçtiğimiz 5 ay boyunca Silahlı kuvvetler tarafından istihdam edildim.

Yayınlanan talimnamelerde "Personel 22:00 - 22:40 saatleri arasında kişisel blog'u ile ilgilenir" maddesi unutulduğu için bu süre zarfında siteye yeni bir şeyler ekleme fırsatım olmadı. Yazılacak şeyler birikmiştir diye tahmin edenler yanılmıyor, ancak yazılacak şeylerin halkı askerlikten soğutma suçu kapsamına girmeyecek derecede yumuşaması, nostalji perdesi arkasında flulaşması için gerekli süre henüz geçmedi. Açıkçası asker dönüşü, sürekli askerlik anısı anlatan bir adam olmak da pek çekici gelmiyor. Dolayısıyla hayata dair hiç kimsenin ilgisini çekmeyen normal yazılarımla devam etmeyi planlıyorum.

Sık sık gelin, arayı soğutmayalım...
13:11      1 yorum      Yorum Yaz