
Siyah Beyaz fotoğraflar çektiğimi farkettim son zamanlarda.
İnce bir neşe boyasının altında akıyor kara kara sıkıntılar. Saman altından
depresyon yürütüyorum.
Daha gitmeden mayısa kaç ay var onun hesabındayım.
Bir nebze azaltabilir miyim şaşkınlığı diye her gördüğüme askerlik anısı
soruyorum.
Unutkan adamım ben. Genellikle hatırlamam sıkıntılarımı ama her sabah illa ki
bir arkadaş hatırlatıyor:
“Hocam senin askerlik de yaklaşıyo ha”
Aman ne önemli tespit.
Hani öğretmenin verdiği bir ödevi yapmamışsındır da sınıf arkadaşın ballandıra
ballandıra başının ne kadar belada olduğunu anlatır ya, o iştahı görüyorum 2
sene tecilli adamlarda.
Daha dün “2 buçuk ay var daha” idi. Ne zaman yırtıldı o kadar takvim yaprağı?
Son ay daha da hızlı geçiyormuş, öyle diyor tezkereli abiler.
Bir yandan da enteresan bir heyecan var. Hani yaz tatilinin sonuna doğru rahat
batar da okulu özlersin ya. Bir an önce başlasın, bitsin bu bekleyiş diye. Onun
gibi bişey.
Heyecan var, zira şubeye iki ziyaretten anladığım kadarıyla çok enteresan
insanlar tanımak nasip olacak. Güzel yönleri de vardır.
Zamanla yaşayarak öğreneceğim.
Fırsat buldukça yazacağım, belki ağır-yeşil asker psikolojisinde bile bişeyler
çıkar.
Hatta bak şimdi aklıma geldi. Askerin not defteri olsun sağ köşede. Şafak
sayacının altına koyarım.
Ahahaha az dur kodlayayım hemen.

Kaydol


