
Tütün için Kızılderililerin beyaz adama laneti derler. Amerikan yerlileri
tütünü piponun atası sayılabilecek çubuklarda veya yapraklarını sararak içerlerdi.
Bazı kızılderili tiryakilerin yaptıkları puroları yanan tarafını ağızlarına sokarak
içtiklerini duymuştum. (kaynak:papillon)
Beyaz adam, tütünü bir süre çiğnedikten ve purosunu ağzının kenarından üfledikten
sonra sanayileştirip kağıda sararak sigara formatına soktu. Doğuda ise daha eksantrik
yöntemler uyguladık, dumanı suyla yıkayıp fokurdata fokurdata içimize çektik.
Günümüzde ise tiryakilerine en iyi lojistik destek veren versiyon sigara. Mobil
bir nargile edinememiş olmam nedeniyle nargileden, tükürük hokkası muessesemizin
olmayışından dolayı tütün çiğnemekten uzak kalıyordum günlük hayatta. Dolayısıyla
sigara tiryakiliği kariyerim yıllar geçtikçe gelişmekte idi.
Geçmişteki sigarayı bırakma denemelerimin nikotin yoksunluğu buhranları sonunda
başarısızlığa uğraması ve psikolojik olarak çöküntü yaratması nedeniyle sigarayı
bırakıp tütünü en azından bir süre daha tüketme gibi abuk olarak nitelendirilebilecek
bir yöntem tutturdum bu sefer.
Nargileye göre daha kısa sürede içilmesi ve nispeten kolay kullanılması nedeniyle
alternatif tütün aracım olarak pipoyu seçtim. Daha önceleri de meraktan pipoyu denemiş,
aldığım 2 pipoyu da çatlatınca ister istemez pipodan ayrı kalmıştım. Çatlamayacak
kadar kaliteli, bütçeyi sarsmayacak kadar uygun fiyatlı bir pipo modelini belirledikten
sonra bu konuda gaza getirdiğim bir arkadaşla beraber tuttuk
şahin pipo’nun
kapısına dayandık.
Dükkana özenti gençler macera arıyor çağrışımlı ürkek bakışlarla girmiş olacağız
ki mekan sahibi beyefendi şöyle bir baştan ayağa süzdü bizi. Dedik ki “biz pipo
edinmek isteriz, internette çok methinizi duyduk, kalktık geldik”. Göbekli beyamca
bizi bir kez daha süzdükten sonra “pipo tecrübeniz var mı bakalım” mealli bir soru
yöneltti. Ben yabancı ortamların mahçup ördeği gibi kafamı sağa sola sallarken dili
kopasıca arkadaş ünledi: “ben yeni başlayacağım ama bu arkadaş tecrübeli”
Belki türkiyenin en büyük pipo üreticisinin meşe mobilyalı dükkanında etrafımızdaki
yüzlerce pipo kolisinin orta yerinde pipo konusunda tecrübeli olduğu iddia edilen
ben ve karşımda hayatını pipo odaklı yaşayan göbekli bir beyefendi ve 4 arkadaşı.
Siz tahmin edin bendeki sıkıntıyı. Beyamcanın gönlü çok fazla can çekişmeme dayanamamış
olacak ki soruyu patlattı.
“Kaç tane pipon var bakayım senin?”
Hemen burada bir parantez açalım, pipo denen meret emzik gibi kullanılmadığından,
belli bir racon dahilinde usülüyle içilmekte. Her içimde maksimum kaliteyi yakalamak
için aynı pipo üst üste kullanılmıyor. Yanma sonucu oluşan su içimi bozduğundan
pipo bir gün içilip bir süre nadasa bırakılıyor. Dolayısıyla “pipo içiyorum ben”
diyebilmek için haftanın her günü için ayrı pipolar edinmek tavsiye ediliyor. Her
şeyde olduğu gibi bunu da abartıp 40 tane pipo biriktiren de var tabi.
Mazimde iki pipo çatlatmış çok tecrübeli(!) bir pipo tiryakisi olarak pipoların
efendisi tarafından alışveriş boyunca çiğnenmemek için yenilgiyi kabul ettim ve
bu konuda bir halt bilmediğimi itiraf ettim. “ıki pipom vardı ama çatladılar, pek
iyi değillerdi, pek bilmiyorum ben ık mık”
Muhatabımın bir “hıh” deyişi vardı ki seyre değer. Amerikan cheerleader’ın okula
yeni gelmiş loser’a çektiği hıh’ın türkçesi, “hahayt kıçımın kenarı” ifadesinin
erkekçesi.
Neyse ki ben yerle yeksan olunca ortamdaki ağır abilerin görüş alanından çıktım,
gidip gözüme en ucuz gözüken pipoların yanına çöreklendim. Bu arada satıcı abi gözucuyla
benim ucuzcu olduğumu tahlil etmiş olacak ki bizim arkadaşa yöneltti ilgisini. Efendime
söyleyeyim, başladı filtre çeşitlerinden, sap şekillerine, ağacından işlemesine
pipoları anlatmaya.
Madem amca anlatıyor buraya bir parantez daha açalım; oltu taşı gibi alternatif
hammaddeler olmakla birlikte pipolar genellikle gül ağacının kökünden yapılıyor
imiş. Sapının şekli, piponun rengi, üzerinin işlemesi kullanan kişinin karakteri
ile bağlantılı imiş. Filtresi kişisel tercihe bağlı olmakla birlikte balsa, metal
ve aktif filtreler arasında en sağlıklısı aktif karbon filtre imiş.
Bu bilgiler ışığında karakterime ve maaşıma en uygun pipoyu hemen yanımdaki dolaptan
seçiverdim. Balsa veya aktif filtre takılabilen, eğik saplı, düz siyah bir güzellik.
Size de oluyor mu bilmiyorum, hani örneğin bir ayakkabıcıya girersiniz ve bir tanesi
uzaktan “ben burdayım” diye seslenir. gördüğünüz anda bilirsiniz alacağınız modelin
o olduğunu. ışte o hesap.
Ben ucuz dolabından karagözlümü alırken pipocu beyefendi arkadaşıma 10 milyona
pipo çakmağını kakalamaktaydı. Fiyattan bahsetmişken, eli yüzü düzgün bir pipo için
en az 50 lirayı gözden çıkartmak gerekiyor. Fiyat konusunda herhangi bir üst limit
yok. Öğrendiğime göre kullanılmış pipolar yeni pipolardan daha pahalı.
Hemen bir parantez daha açıyorum köşelisinden: eskiden soylu aileler çocukları
olduğunda bir pipo yaptırır ve bir denizciye emanet verirlermiş, denizcinin uzun
yıllar kullandığı pipo 18. yaşgününde genç asilzadeye armağan edilirmiş. Aynı söylentinin
pipoların uşaklara verildiği bir versiyonu var ki 18 sene sonra adamı bulabilmek
adına daha mantıklı.
Acaba pipo eskitme işine mi girsem diye düşünüp Çin modeli seri üretim yapan stadyum
büyüklüğünde bir fabrika ve pipo içen binlerce elemanı kapsayan bir iş modeli kurarken
ödeme zamanı geldi.
Daha önceki engin pipo tecrübelerimden kalan bir pipo çakım olduğundan ve bio-aktif,
süper emici karbon-kriptonit filtrelere burun kıvırdığımdan çok fazla öpülmeden
hesap olayını kapatabildim, aynı şeyi arkadaş için söyleyemeyeceğim. Çakısı, çakmağı,
filtresi, temizleme çubuğu derken 150 milyona anlaştılar, ayağımız alıştı.
Çok uzattım farkındayım neticeye gelecek olursak, çok süper bir pipo tiryakisi
olmadığımdan şimdilik 1 pipo ile idare ediyorum, gündüzleri iş yerinde züppe entel
damgası yemekten kaçındığımdan gün ışığında tütün tüketimim sıfıra yakınsıyor. Sigaraya
elveda dedim, akşamdan akşama pipo ile devam ediyorum.
Simülatör de olsa emektar u-botumla ingiliz sahillerinde fink atarken pipomu körüklüyor,
büyük şef On Ayı’nın ellerinden öpüyorum.
Not: bu yazıyı 18 Mart 2007 tarihinde tahinpekmez.org sitesine
üye iken yazıp yayınlamıştım. Zaman geçti, ben tekrar sigaraya başladım vs.vs.

Kaydol


