25

Özetle:
ış çıkışı, vapurla kadıköye, tiyatroya. Balık-ekmek, muhabbet, Haluk Bilginer. Otobüs, muhabbet, ölüm, kader, Ev...

uyku...

11:01      2 yorum      Yorum Yaz
20


Çocukluğumdan hatırlıyorum, jönlerin esas kızları televizyonda en fazla boyun nahiyesinden öptükleri zamanlar. Ben de ekranda öpüşen birilerini görünce yüzümün kızardığı yaştayım.

Meraklı bir çocuğum, belgesel çıkınca ekrana yapışıyorum. En çok astronotlu uzaylı belgeselleri seviyorum. Ee hep uzay belgeseli yok tabi televizyonda, arada bu dünyayı da anlatıyorlar.

Afrika yerlilerini belgesellerden tanıdım, değişik insanlardı, mesela bir kabilenin kadınlarının boyunları çook uzundu, bazıları kulaklarını, dudaklarını delip genişletip kocaman halkalar takıyorlardı. Hayatını evde ve mümkün olduğunda tv karşısında geçiren bir çocuk için bu değişik insanlar, başka memleketler çok ilginçti.

Yalnız bir gariplik vardı...
Kadın vücudunun sansür edildiği zamanlarda, bu afrikalı ablalarımızın memeleri gayet normal birşey gibi gösterilirdi. Evet biliyorum, kültürlerinde üst tarafı örtmeyi gerektirecek bir kural kaide yoktur, her daim öyle geziyorlardır, onlar için normaldir. Ama bizim için normal değildi. Kendisi ne kadar geniş meşrepli de olsa beyaz bir kadının memesini açıkça göstermezlerdi. Rio karnavalında sadece sırtındaki kuş tüyleriyle dans eden bir kadını göremezdik yakın zamana kadar televizyonda. Hiçbir televizyon programı "bunlar böyle yaşıyor, hep memeler fora geziyolar" diyerek çıplaklar kampından görüntüler sunmadı düne kadar.

Anladım ki, afrikalı olunca, siyah olunca, bizim gibi yaşamayınca kadın değilsin, memen beyaz kadının memesi kadar korunmaya değer değil. Vahşi hayvanları gösterir gibi gösterdiler bize afrikalıları.

Saramacca kabilesinin kadınları! Siz rahatlıkla gösterseniz bile içimdeki çocuk görmesin diye sakladım memelerinizi.

Beyaz kadın kadar saygı göreceğiniz dünyaya selamım olsun.
16:12      2 yorum      Yorum Yaz
18


Efendim mesai saatleri içerisinde Yıldız dolaylarındayım. Departmanca işyerimizin bodrumundan 5. katına taşınalı beri boğaza bakarak çalışıyoruz. Verim düştüyse de, yapılan işlerin sanatsal boyutu arttı gibi.

E tabi manzara böyleyken fotoğraf çekmesek olmaz. Yanlış asa ile çekmeyi deneyince de fotoğraf soldaki gibi görünmekte.

Bir alt postta resmi olan sevgili abimiz de bir adet kara kule ekledi, oldu mu sana mordor konsolosluğu.


Bu da şirketin yangın merdiveninden çekilmiş bir fotoğraf, her yer mavi mavi oldu maksat renk olsun.

10:03      Yorum Yaz
17


Hanım sağolsun, grafikerlik mesleğiyle uğraşmakta. Son dönemde yurtdışına iş yapacağım diyerek hanemize bir adet grafik tablet aldı. Doğal olarak eşini iş hayatında destekleyen biri imajımı bozmamak için ses etmedim.


Gel gör ki bu grafik tablet denen meret gayet eğlenceli bir alet. şekilde görüldüğü gibi tabletle birlikte bir kalem bir adet de mouse gelmekte. Piller de kutuya dahil :)


Aşağıda işyerinden çok sevdiğim bir abimin resmi mevcut, bahsi geçen grafik tablet ile yaptım. Kısa sürede bu kadar oldu. Baya bir fırın ekmek yiyip birşeyler çiziktirebilenler kadrosuna girmeye niyetliyim.



Yeni resimler yaptıkça buraya ekleyesim geliyor... buyrun bu da Erçin Hocam.


sanatın ve sanatçının dostu 3Kardeşler grafik tabletçilik sundu...

20:37      6 yorum      Yorum Yaz
06


Sözde kışın bitmesi ve havaların nispeten ısınması ile küçüklüğümden itibaren muzdarip olduğum bu hastalık bir nebze ara verdi ağrıya sızıya.

Ataklarında eklemlerde şişme, ağrı ve sabah sertliği (tahmin ettiğiniz değil) ile seyreden bu rahatsızlık ile ilgili maalesef semptomatik tedavi ve yayılmayı önleme dışında herhangi bir ilaç müdahalesi mümkün değil. Sebebi bilinmeyen, vücudun kendi dokusuna düşman olması şeklinde ortaya çıkan oto-immün bir hastalık. (house gibi oldu)

Yanda ilk tanının konmasına yardımcı olan rontgen imajı bulunuyor. hastalıktan muzdarip orta parmak ayan. (sen 10 yıl tıp oku radyolog ol, 15 yaşında velet rontgenden hareket çeksin)

orjinalini kaybetmişim, http://www.golge.net'teki resimden aldım. :)

Romatoid artrit ile ilgili daha çok bilgi için tık, tık


Aşağıdaki diyaloğu sözlükte de yazmıştım, ilgili olduğundan buraya da kopyalıyorum. orjinali şurda


El parmaklarındaki bilimum eklem şişip zonklamaya başlayınca doktora gidilir. aile tatmin olmaz. izmirin tanınan romatologlarından birinden randevu alınır.


Doktor ağır ağır muayenesini yapar. büyük bir ciddiyetle tansiyon ölçer, nabız sayar. hareket kısıtlılığı var mı bakar vs.

- şimdi şöyle iki tip romatizma var, şimdi sizde bulunan romatizmaaa
- (özel muayene olunca siz olduk di mi, negzel anlatıyon bak)
- büyük eklemleri tutan
- (bismillahirrahmanirrahim)
- kalp kapakçıklarına yerleşeeen
- (eşhedüenlaa...)
- romatizma tipinde.
- (aha aha aha)
- değil!!!
- (ulan doktor gibi ben senin)
- tedavisi yok, bununla yaşamayı öğreneceksin
- (bunu sağlık ansiklopedisi de dediydi zaten)


Bunun akabinde hasta diyaloğu takdire şayan bu doktorumuz, prospektüsü 3 sayfa, yan etkileri sistemlere göre gruplanarak listelenmiş bir ilaç yazar. ilacın amacı romatizmanın yayılmasını önlemeye çalışmak olup, prospektüsteki yan etkileri arasında seksüel disfonksiyon bile vardır.
yemişim romatizmayı deyip ilaç bırakılır.
13:20      Yorum Yaz